7 Aralık 2011 Çarşamba

TFF - Gümüşdağ - Ben


TFF, Gümüşdağ'ın istifasını istiyormuş. Gümüşdağ kendine çok güveniyormuş. İki farklı beyanat umrumda dahi değil. Benim kafamdaki soru işaretleri şunlar:

1- TFF'nin Göksel Gümüşdağ'ın istifasını isteyeceği kadar ciddi bir suçu olduğunu düşünmesi şu zaman diliminde biraz garip değil mi? Niye şimdiye kadar değil de şimdi?

2- Yazın Etik Kurulu'na verilen klasörlerde Gümüşdağ'a ait hiçbir şey yok muydu? Yoksa bu raporu hazırlamanın manası ne? Eksik bilgi, belge ve dosyalarla hazırlanan bir rapor ne kadar objektif, ne kadar net, ne kadar doğru olur?

3- Madem Gümüşdağ'ın istifasını istiyorsunuz, -suçlu ya da suçsuz- bu adamın kulübünün teknik direktörü olan Abdullah Avcı'ya neden milli takımı emanet ediyorsunuz?

4- Beşiktaş cephesinden Gümüşdağ'ın şike soruşturmasının başladığı ilk günlerde sorgulanması yönünde yapılan talebe neden Gümüşdağ istemediği sürece onu sorgulamayacağım diye bir cevap verildi? Ve sonrasında neden Gümüşdağ sorgulanıp böylesi bir duruma düşürüldü?

Al gülüm, ver gülüm. İşime gelen bu gülüm, işine gelirse gülüm. 

Bu arada iyi bir haberim var sizlere "401" sayfalık bir roman yazmaya karar verdim. Öperim.

11 Eylül 2011 Pazar

STSL'nin Yeni Rengi: Samsunspor



Özellikle yaptıkları son dakika transferleriyle transfer döneminin en çok konuşulan takımlarından biri olan STSL'nin yeni ekibi Samsunspor dün ilk maçını G.Birliği karşısında 3-2 kazandı.

Samsunspor sahaya şu şekilde çıktı:


Bence STSL'nin futbolcu, teknik adam olarak en iyi transferlerinden biri olan Vladimir Petkovic sahaya tam da olması gereken şekilde, hücumu düşünen ve hızlı olan bir 11 tercihinde bulunmuştu.

Hız olayının üzerinde biraz daha durmak gerekiyor. Gerek Petkovic'in takımdan yolladığı geçen sezonun bankolarından Turgay ve Hakan Bayraktar gerek futbolu bırakıp yardımcısı olan Kenan Yelek'den de anlayacağımız üzere Petkovic'in oyun şablonunda, kafasında kurduğu düzende yavaş futbolcuya yer yok. Hatta geçen sezon BAL'a damgasını vuran Zenke'yi de buna ekleyebiliriz. Fiziği olmasına rağmen hız yönünden sorunları olan Zenke'de ilk haftadan kendini kulübede buldu.

Kafadaki soru işaretlerinin en başında "bu kadar yeni transferin uyumu ne olacak?" yönündeydi. Zira geçen sezon oynayanlardan ilk 11'de sadece Ahmet, Kemal ve Murat vardı, onların haricinde 8 oyuncu da yeni transferlerdendi. Onları teker teker inceleyecek olursak:

Pal Lazar: Samsunspor gibi orta sıraları hedefleyen bir Anadolu kulübü için çok yeterli bir sağ bek, hücuma fazla katılmadığını gördük ama bunun sebebi pek de gerek kalmadığından diye düşünüyorum. İlerleyen haftalarda daha net fikir elde edebiliriz onun için.

Bahia: İlk maçı itibariyle geçen sezon stoper olarak şans bulan Ersin Veli'den pek bir fazlası var gibi gözükmediği gibi yetersiz de görünmedi, o da Samsun için yeterli.

Ergün: Sağ bek oynayan Lazar'a göre hücuma daha çok katıldı, hatta bir çok bindirme yaptı. Ergün Samsun için çok doğru hamle. Ahmet'in yaptığı hatayı da iyi sezdi, kademeye zamanında girdi.

Ekigho: 10 numara transfer. Ayaklarına inanılmaz hakim, hızlı, teknik, ikili mücadelelerde iyi ve güçlü. Samsunspor'a kim getirdiyse çok başarılı. Ekigho bu performansıyla devam edecek olursa ileride çok fazla konuşulacaktır.

Fink: Samsunspor için bir 10 numara transfer daha. Gerek yaptığı 3 asistle, gerek takıma yaptığı liderlikle "kalitesiz" bir adam olmadığını bir kez daha kanıtladı. Fizik olarak biraz yetersiz, istenen seviyeye gelince katkısı şüphesiz artacaktır.

Selim: Kalitesi zaten ortada, o da çok iyi transfer. Bu sene uzaktan attığı şutlarla minumum 2-3 gol bulacağını düşünüyorum. Frikikler ile ekstralar gelebilir ki o konudaki yetenekleri de malum.

Dominguez: 10 numara transfer demek yetersiz kalabilir, o derece. Ayağına inanılmaz hakim, çok teknik. Attığı golde tekniğinin ürünü. Tek eksiği defansa yeterince yardım etmiyor, bana Yusuf Şimşek'i anımsattı.

Bance: En çok merak edilen adam oydu, son gün sürpriz bir şekilde Kujovic transferinin çıkmaza girmesi sonucunda takıma katıldı. Geçmişi malum, onu bilen herkes kendini verirse yapacaklarıyla kısa zamanda adından söz ettirir diyordu zaten. Dün de öyle oldu, Bance kendisine oynanan yerden, havadan neredeyse tüm toplara iyi - kötü bir şekilde müdahale etti. Son vuruşları da iyi, fiziği mükemmel. Onun tek eksiği şu an için kondisyon gözüküyor. O da zamanla halledilecektir.

İlk yarı Samsunspor STSL'ye yeni çıkan bir takımın aksine her sezon ilk 5'e oynayan bir takım hüviyetindeydi zira attıkları 3 birbirinden güzel golde bunun meyvesiydi. Petkovic'in hücumu düşünen, hızlı, bol pasa dayanan sisteminin tıkır tıkır işlediğini gördük. İkinci yarıda doğal olarak gerek 3-0'ın verdiği rehavet gerek skoru koruma çabasıyla geriye yaslanan takım aslında pek de pozisyon vermeden 2 gol yeyip maçı sıkıntıya soksa da hakedenin kazandığı bir maç oldu.

G.Birliği'ne de bir paragraf açacak olursak, Fuat Çapa güzel adamdır hoş adamdır. İlk yarı yanlış tercihlerinin kurbanı oldu, Tum'un olmaması da Pektemek gittikten sonra G.Birliği için büyük handikap. Hücumda pek yararlı işler yapılamıyor. Defansta da Orhan'ın eksikliğini çok bariz bir şekilde hissediyorlar. Azofeifa'nın girişiyle toparlasalar da beraberliği hakedecek düzeyde bir performansları yoktu.

Sözün özü Petkovic'in Samsunspor'u çok hoş olmuş, bence bu senenin en renkli takımı olmaya adaylar. Şunu da net bir şekilde söylüyorum ki haftaya Galatasaray deplasmanından puan çıkarmaları hiç sürpriz olmayacaktır.

Bol alternatifli, teknik, hızlı kadrosuyla umduğumuz gibi renk veren ve yukarılara oynayan bir Samsunspor görürüz umarım. Malum 29 kez yer aldıkları bu ligde 6 kezle en çok küme düşen takım konumundalar, umarım bu sene böyle olmaz.


16 Ağustos 2011 Salı

Eski Koltuklar


Ersin Karabulut'un "Eski Koltuklar" adlı kısa öyküsünden Tanju Berk tarafından beyaz perdeye aktarılmış olan bir kısa film. Etkileyici bir distopya, izlenmeyi ve okunmayı fazlasıyla hakediyor.





12 Temmuz 2011 Salı

Bana Bu Sevda "Benliğimden" Miras!


Babam futboldan pek anlamaz, sevmez de, takip etmez de. Sadece milli maçlara göz ucuyla bakar, o da anladığından değil tamamıyle milli duygulardan dolayı. Dolayısıyla benim çocukluk sürecimde ve sonrasında gelişen futbol sevgimde katkısı "sıfır".


Annem babama göre futboldan daha fazla anlar, izlemese de takip eder, hemen hemen her maçtan sonra beni arar. Ama o da demin bahsettiğim süreçte bana katkıda bulunmadı hiç. Aksine zaman zaman benim "iyiliğim" için futboldan, Fenerbahçe'den uzaklaşmamı bile istedi.


Öss'yi kazandığım gün annem itirafta bulunmuştu, sen sinirlenme, üzülme, yıpratma kendini diye her Fenerbahçe maçında dua ediyordum diye. 6-7 yaşındayken "Rüştü bu gol yenir mi ya" diyordum ben rüyamda. Bunlar sadece bir kaç örnek, neler yaşadık da biz terk etmedik sevdamızı. Sizler gibi üç beş çapulcunun lafıyla hiç bırakmayız!


Niye bunları söyledim, aylar sonra önünden bile geçmediğim bloguma niye böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum?


Çünkü benim çocukluktan beri süregelen, tek, benzersiz, beni terk etmeyen sevdam yaralı. Onu art niyetli insanlar karalamaya çalışıyor, hatta yıkmaya çalışıyor. Yapamazlar orası ayrı da, kara leke kalacak diyorlar, ömrünüz boyunca bunlar hatırlanacak diyorlar.


Bana bu sevda babamdan miras demeyi çok isterdim, diyemem. Ama bana bu sevda "benliğimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "kalbimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "en büyük" miras diyebilirim. Ve ben o, bu olaylar kara leke olarak kalacak diyenlere inat, çocuğum rahatlıkla benim saydıklarıma ek olarak bu sevda bana "babamdan miras" diyebilsin diye daha bir inatla yaşacağım artık bu sevdayı!

14 Şubat 2011 Pazartesi

Ronaldo Luís Nazário de Lima #9


Bir neslin belkide gördüğü en iyi forvetti, artık yok. Güle güle güzel adam.

13 Şubat 2011 Pazar

Bank Asya 1. Lig / 20. Hafta


- Çok ihmal ettik blogu ama artık yine buralardayız.

Tepeden başlayacak olursak;

- Orduspor; İkinci yarıya iki peş peşe iki galibiyetle başladılar, liderlik geldi ama bu iki galibiyetin ardından gelen bir beraberlik bir mağlubiyet tehlike çanlarının çalmasına sebep. Samsun yarın yenerse artık lider değiller, bence bu hafta olmasa bile haftaya oradan inecekler.

- Gaziantep BB; Son 5 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik. Şu an Samsun ve Bolu'dan bir maç fazlasıyla ikinci sıradalar. Ama onlar zaten burayı hakediyorlardı.

- Tavşanlı Linyit; En son Kasım ayının 7'sinde yenildiler desem şaşırır mısınız? Evet öyle, o tarihte Denizlispor'a yenildiler en son. O günden sonra ise 6 galibiyet, 4 beraberlik aldılar. Israrla bu yarışta biz de varız diyorlar. Üstelik bu hafta da son haftaların en formda ekibi Bolu'yu yendiler. Takdir hakediyorlar.

- Samsunspor; Bu sezon başından beri Bank Asya'nın en iyi futbolunu oynayan ekip, hem de her açıdan. Ama son haftalarda bir düşüş var, devre arasında forvet stratejilerinde çok büyük hata yaptılar ceremesini gol yollarında düştükleri sıkıntıyla çekiyorlar. İlk 6'da garanti yerleri var, ilk 2'nin de en büyük adaylarından. Ayrıca yarın Kartal'ı yenip lider olacaklardır.

- Denizlispor; Yine kayıp yine kayıp. Geçen hafta aldıkları Rize galibiyet tamamen şanstı, Rize'nin 10 kişi kalması ve penaltı olmasa sabaha kadar gol atamazlardı. Adem Sarı biraz hareket getirmiş takıma ama ruhu ölmüş.

- Boluspor; 4 maçlık galibiyet serisiyle ve bir maç eksikleriyle bir anda tepeye kadar gelmişlerdi, son haftaların en formda takımıydılar ama Tavşanlı Linyit bu hafta dur dedi Bolu'ya. Yine de Levent Eriş iyi gelmiş Bolu'ya ilk 6 kesin gözüküyor onlar için.

- Ç.Rizespor; Her sene olduğu gibi ilk devre lider ya da üst sıralarda, ikinci  devre ise yokları oynuyorlar. Ümit Kayıhan'la olacak iş değil, taraftar bu konuda haklı. Ha bu lafımızı yeme olasılığımız yok mu? Evet var, Kayıhan'la çıkabilirler Süper Lig'e ama orada barınamazlar. Ayrıca son 6 maç 1 galibiyet, 1 beraberlik. Bu kadroyla bunu başarmak zor iş, bravo Kayıhan.

- Mersin İY; 2 beraberliğin ardından 2 galibiyetle bir anda kendilerini ilk 6 potasında buldular, iyiler de ama ben pek şans vermiyorum onlara ilk 6 için. Söylemeden geçmeyeceğim, Adem Büyük'ü çok beğeniyorum, Manisa'da da iş yapar.

- Erciyes; Tam 10 maçtır yenemiyorlar, hala ilk 6 potasındalar ama bu gidiş iyi değil. Hala potada olmalarını sağlayan ise bu 10 maçlık periyodun 7'si beraberlik, bu. İlk 6 şansları bence yok.

- Karşıyaka; İlk 6 iddiası için bu akşam oynayacakları Altay maçı anahtar, aldıkları 2 galibiyetle bir anda üst sıralara çıktılar sürdürmek istiyorlar mı göreceğiz. Son dakika golleri sürecek mi, asıl merak ettiğim nokta bu. Bence onların da ilk 6 şansları yok.

İlk 6 tahminim:

- Orduspor
- Ç.Rizespor
- Boluspor
- Gaziantep BB
- Denizlispor
- Samsunspor

- Sıralamayı karışık verdim, ilk 2 tahminimi de bir kaç haftaya kadar yapacağım.
- Sevindirici olan bu sene Karadeniz'den kesin bir takım çıkacak.
- Söylemeden geçmeyelim, bu Bank Asya 1.Lig her türlü Spor Toto Süper Lig'i cebinden çıkartır.
Related Posts with Thumbnails