26 Mayıs 2012 Cumartesi

O Şimdi Nerede?: Şenol Karagöl



Bundan bir 10 yıl öncesine kadar gerek gösterdiği ekstra performanslar, gerek maç sonrası açıklamaları, gerek maç içi hareketleri ile Türkiye'nin en çok konuşulan kalecilerinden biriydi Şenol. Kimi zaman ise "günah keçisi".


Hiçbir zaman Fenerbahçe taraftarı olduğunu saklamadı, hep söyledi. Bir çok Fenerbahçe maçına da bu özelliği ters bir etki yaratarak -belki izleyenlerin göstereceği tepkiden çekinerek- ekstra motivasyonla iyi performanslar göstermesini sağlamıştı. 25 Ocak 1974 doğumlu Şenol, "en büyük hayalim" dediği Fenerbahçe'ye bir dönem çok yaklaşsa da hiçbir zaman oynayamadı. Peki ya 38 yaşına gelen bu renkli, unutulmayacak adam şu an nerede?


Şenol Karagöl, 2011-2012 sezonunu Spor Toto 2.Lig takımı Kızılcahamamspor'da geçirdi. Büyük bir kitle seni unutmayacak...

Şenol, Kızılcahamamspor'da bir maç öncesi ısınırken.

12 Nisan 2012 Perşembe

Seda Tokatlıoğlu #9




“Ben sonradan Fenerbahçeli olmadım. Çocuk yaştan beri Fenerbahçe’nin sevdalısıydım. Sporcu olmanın büyük keyfini Fenerbahçe’de yaşadım."

7 Aralık 2011 Çarşamba

TFF - Gümüşdağ - Ben


TFF, Gümüşdağ'ın istifasını istiyormuş. Gümüşdağ kendine çok güveniyormuş. İki farklı beyanat umrumda dahi değil. Benim kafamdaki soru işaretleri şunlar:

1- TFF'nin Göksel Gümüşdağ'ın istifasını isteyeceği kadar ciddi bir suçu olduğunu düşünmesi şu zaman diliminde biraz garip değil mi? Niye şimdiye kadar değil de şimdi?

2- Yazın Etik Kurulu'na verilen klasörlerde Gümüşdağ'a ait hiçbir şey yok muydu? Yoksa bu raporu hazırlamanın manası ne? Eksik bilgi, belge ve dosyalarla hazırlanan bir rapor ne kadar objektif, ne kadar net, ne kadar doğru olur?

3- Madem Gümüşdağ'ın istifasını istiyorsunuz, -suçlu ya da suçsuz- bu adamın kulübünün teknik direktörü olan Abdullah Avcı'ya neden milli takımı emanet ediyorsunuz?

4- Beşiktaş cephesinden Gümüşdağ'ın şike soruşturmasının başladığı ilk günlerde sorgulanması yönünde yapılan talebe neden Gümüşdağ istemediği sürece onu sorgulamayacağım diye bir cevap verildi? Ve sonrasında neden Gümüşdağ sorgulanıp böylesi bir duruma düşürüldü?

Al gülüm, ver gülüm. İşime gelen bu gülüm, işine gelirse gülüm. 

Bu arada iyi bir haberim var sizlere "401" sayfalık bir roman yazmaya karar verdim. Öperim.

11 Eylül 2011 Pazar

STSL'nin Yeni Rengi: Samsunspor



Özellikle yaptıkları son dakika transferleriyle transfer döneminin en çok konuşulan takımlarından biri olan STSL'nin yeni ekibi Samsunspor dün ilk maçını G.Birliği karşısında 3-2 kazandı.

Samsunspor sahaya şu şekilde çıktı:


Bence STSL'nin futbolcu, teknik adam olarak en iyi transferlerinden biri olan Vladimir Petkovic sahaya tam da olması gereken şekilde, hücumu düşünen ve hızlı olan bir 11 tercihinde bulunmuştu.

Hız olayının üzerinde biraz daha durmak gerekiyor. Gerek Petkovic'in takımdan yolladığı geçen sezonun bankolarından Turgay ve Hakan Bayraktar gerek futbolu bırakıp yardımcısı olan Kenan Yelek'den de anlayacağımız üzere Petkovic'in oyun şablonunda, kafasında kurduğu düzende yavaş futbolcuya yer yok. Hatta geçen sezon BAL'a damgasını vuran Zenke'yi de buna ekleyebiliriz. Fiziği olmasına rağmen hız yönünden sorunları olan Zenke'de ilk haftadan kendini kulübede buldu.

Kafadaki soru işaretlerinin en başında "bu kadar yeni transferin uyumu ne olacak?" yönündeydi. Zira geçen sezon oynayanlardan ilk 11'de sadece Ahmet, Kemal ve Murat vardı, onların haricinde 8 oyuncu da yeni transferlerdendi. Onları teker teker inceleyecek olursak:

Pal Lazar: Samsunspor gibi orta sıraları hedefleyen bir Anadolu kulübü için çok yeterli bir sağ bek, hücuma fazla katılmadığını gördük ama bunun sebebi pek de gerek kalmadığından diye düşünüyorum. İlerleyen haftalarda daha net fikir elde edebiliriz onun için.

Bahia: İlk maçı itibariyle geçen sezon stoper olarak şans bulan Ersin Veli'den pek bir fazlası var gibi gözükmediği gibi yetersiz de görünmedi, o da Samsun için yeterli.

Ergün: Sağ bek oynayan Lazar'a göre hücuma daha çok katıldı, hatta bir çok bindirme yaptı. Ergün Samsun için çok doğru hamle. Ahmet'in yaptığı hatayı da iyi sezdi, kademeye zamanında girdi.

Ekigho: 10 numara transfer. Ayaklarına inanılmaz hakim, hızlı, teknik, ikili mücadelelerde iyi ve güçlü. Samsunspor'a kim getirdiyse çok başarılı. Ekigho bu performansıyla devam edecek olursa ileride çok fazla konuşulacaktır.

Fink: Samsunspor için bir 10 numara transfer daha. Gerek yaptığı 3 asistle, gerek takıma yaptığı liderlikle "kalitesiz" bir adam olmadığını bir kez daha kanıtladı. Fizik olarak biraz yetersiz, istenen seviyeye gelince katkısı şüphesiz artacaktır.

Selim: Kalitesi zaten ortada, o da çok iyi transfer. Bu sene uzaktan attığı şutlarla minumum 2-3 gol bulacağını düşünüyorum. Frikikler ile ekstralar gelebilir ki o konudaki yetenekleri de malum.

Dominguez: 10 numara transfer demek yetersiz kalabilir, o derece. Ayağına inanılmaz hakim, çok teknik. Attığı golde tekniğinin ürünü. Tek eksiği defansa yeterince yardım etmiyor, bana Yusuf Şimşek'i anımsattı.

Bance: En çok merak edilen adam oydu, son gün sürpriz bir şekilde Kujovic transferinin çıkmaza girmesi sonucunda takıma katıldı. Geçmişi malum, onu bilen herkes kendini verirse yapacaklarıyla kısa zamanda adından söz ettirir diyordu zaten. Dün de öyle oldu, Bance kendisine oynanan yerden, havadan neredeyse tüm toplara iyi - kötü bir şekilde müdahale etti. Son vuruşları da iyi, fiziği mükemmel. Onun tek eksiği şu an için kondisyon gözüküyor. O da zamanla halledilecektir.

İlk yarı Samsunspor STSL'ye yeni çıkan bir takımın aksine her sezon ilk 5'e oynayan bir takım hüviyetindeydi zira attıkları 3 birbirinden güzel golde bunun meyvesiydi. Petkovic'in hücumu düşünen, hızlı, bol pasa dayanan sisteminin tıkır tıkır işlediğini gördük. İkinci yarıda doğal olarak gerek 3-0'ın verdiği rehavet gerek skoru koruma çabasıyla geriye yaslanan takım aslında pek de pozisyon vermeden 2 gol yeyip maçı sıkıntıya soksa da hakedenin kazandığı bir maç oldu.

G.Birliği'ne de bir paragraf açacak olursak, Fuat Çapa güzel adamdır hoş adamdır. İlk yarı yanlış tercihlerinin kurbanı oldu, Tum'un olmaması da Pektemek gittikten sonra G.Birliği için büyük handikap. Hücumda pek yararlı işler yapılamıyor. Defansta da Orhan'ın eksikliğini çok bariz bir şekilde hissediyorlar. Azofeifa'nın girişiyle toparlasalar da beraberliği hakedecek düzeyde bir performansları yoktu.

Sözün özü Petkovic'in Samsunspor'u çok hoş olmuş, bence bu senenin en renkli takımı olmaya adaylar. Şunu da net bir şekilde söylüyorum ki haftaya Galatasaray deplasmanından puan çıkarmaları hiç sürpriz olmayacaktır.

Bol alternatifli, teknik, hızlı kadrosuyla umduğumuz gibi renk veren ve yukarılara oynayan bir Samsunspor görürüz umarım. Malum 29 kez yer aldıkları bu ligde 6 kezle en çok küme düşen takım konumundalar, umarım bu sene böyle olmaz.


16 Ağustos 2011 Salı

Eski Koltuklar


Ersin Karabulut'un "Eski Koltuklar" adlı kısa öyküsünden Tanju Berk tarafından beyaz perdeye aktarılmış olan bir kısa film. Etkileyici bir distopya, izlenmeyi ve okunmayı fazlasıyla hakediyor.





12 Temmuz 2011 Salı

Bana Bu Sevda "Benliğimden" Miras!


Babam futboldan pek anlamaz, sevmez de, takip etmez de. Sadece milli maçlara göz ucuyla bakar, o da anladığından değil tamamıyle milli duygulardan dolayı. Dolayısıyla benim çocukluk sürecimde ve sonrasında gelişen futbol sevgimde katkısı "sıfır".


Annem babama göre futboldan daha fazla anlar, izlemese de takip eder, hemen hemen her maçtan sonra beni arar. Ama o da demin bahsettiğim süreçte bana katkıda bulunmadı hiç. Aksine zaman zaman benim "iyiliğim" için futboldan, Fenerbahçe'den uzaklaşmamı bile istedi.


Öss'yi kazandığım gün annem itirafta bulunmuştu, sen sinirlenme, üzülme, yıpratma kendini diye her Fenerbahçe maçında dua ediyordum diye. 6-7 yaşındayken "Rüştü bu gol yenir mi ya" diyordum ben rüyamda. Bunlar sadece bir kaç örnek, neler yaşadık da biz terk etmedik sevdamızı. Sizler gibi üç beş çapulcunun lafıyla hiç bırakmayız!


Niye bunları söyledim, aylar sonra önünden bile geçmediğim bloguma niye böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum?


Çünkü benim çocukluktan beri süregelen, tek, benzersiz, beni terk etmeyen sevdam yaralı. Onu art niyetli insanlar karalamaya çalışıyor, hatta yıkmaya çalışıyor. Yapamazlar orası ayrı da, kara leke kalacak diyorlar, ömrünüz boyunca bunlar hatırlanacak diyorlar.


Bana bu sevda babamdan miras demeyi çok isterdim, diyemem. Ama bana bu sevda "benliğimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "kalbimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "en büyük" miras diyebilirim. Ve ben o, bu olaylar kara leke olarak kalacak diyenlere inat, çocuğum rahatlıkla benim saydıklarıma ek olarak bu sevda bana "babamdan miras" diyebilsin diye daha bir inatla yaşacağım artık bu sevdayı!

14 Şubat 2011 Pazartesi

Ronaldo Luís Nazário de Lima #9


Bir neslin belkide gördüğü en iyi forvetti, artık yok. Güle güle güzel adam.
Related Posts with Thumbnails