29 Mart 2010 Pazartesi

Diego Alfredo Moreno Lugano Kısaca "Tota"


Sezon başında Fenerbahçe'nin en tartışılan isimiydi belkide.Sözleşme imzalamayacak İtalya'ya gidecek Roma,Fiorentina peşinde.Yok Lazio'ya imza attı derken Fenerbahçe'ye imza attı.Aldığı,alacağı ücret konusunda çok tartışma döndü.Ama ne kadar alıyorsa helali hoş olsundur.Sonuna kadar hak ediyor.

Fenerbahçe Lugano'nun sakatlıktan kurtulduktan sonra oynadığı 5 maçta kalesinde gol görmedi.Defansta o olmayınca savunmamız yol geçen hanıydı.O defans hattının bel kemiği.Lugano oynamayınca defansın bütün zaafları ortaya çıktı.Onsuz çok puan kaybettik.Eğer takımını 1 ay yalnız bırakmasaydı şuan lig tablosunun çok daha farklı olacağından adım kadar eminin.

Lugano yokken oynadığımız maçlar hakkında kısa bir bilgi verecek olursak.
Birinci ve ikinci hafta takıma yeni katıldığı için Daum oynatmak istemedi ve Denizlispor ve Sivasspor'u rahat geçtik.
Ardından 9. haftada Gaziantep deplasmanında sarı kart cezalısı oldugu için takımını yalnız bıraktı ve 2-1 mağlup olduk.
Fenerbahçe'nin 7 Şubat 2010'dan 7 Mart 2010'a kadar 4 haftalık bir süre içerisinde oynayamadı.Fenerbahçe'nin bu süre zarfı içinde oynadığı maçlara bakacak olursak.
Evimizde oynadığımız Diyarbarkırspor maçının 82. dakikasında sakatlanarak oyundan çıktı.Ve o çıktıktan sadece 1 dakika sonra gol yedik.O maçın sonucu 1-1'di.Manisaspor 2-2'lik beraberlik.Bursaspor karşısında Saraçoğlu'nda 2-0'dan 2-3'e maç verdik.Olimpiyatta İBB'ye 2-1 mağlup olduk.
Avrupa Liginde riske edilerek oynatıldığı ilk Lille maçının henüz maçın başında sakatlandı.O maçı 2-1 kaybettik.Lille ile burada berabere kalarak Avrupa'ya veda ettik.Ayrıca Türkiye Kupası'ndaki 1-3'lük maçtada yoktu Lugano.

Kısacası Lugano'nun oynamadığı her maç her dakika bize 10 puana mal oldu diyebiliriz.

İyi ki döndün Lugano , iyi ki bizimlesin !

28 Mart 2010 Pazar

"O Forma İçin Biz Ölürüz Siz Savaşın Yeter"

Başını Taşlara Vurursun

Denizlispor için haftalardır kesin düştü deniyordu. Ama biraz olsun canlanmışlardı, hatta üstündekilerle fark da bayağı düşmüştü. Kimdi peki bu üsttekiler, yani onların rakipleri?

- Manisaspor
- Diyarbakırspor
- Sivasspor

Diyarbakır dün yenilmişti zaten bu bile motivasyon sağlamalıyken üstüne bir de bugün Sivas son dakikaya kadar mağlupken (berabere bitti) ve Manisa berabere götürüyorken bunlara ekstra olarak bir de sen 2-0 geriden gelip maçı 3-2 yapıyorsan daha ne olsun? Yani sen tüm bunların sağladığı motivasyonla kendi sahanda bu skoru koruyamıyorsan "başını taşlara vurursun".

Düşme hattı:

G.Birliği - D.Bakırspor: 1-0
Antalyaspor - Manisaspor: 0-0
G.Antep - Sivasspor: 2-2
Denizlispor - Kasımpaşa: 3-3

27 Mart 2010 Cumartesi

Ara Bitti

Malumunuz uzun süredir buralara uğramadık yazılardan da anlaşılacağı üzere. Nedendir bilmiyorum yazasım gelmiyordu, zira ekip arkadaşlarım için de aynı şey geçerli. Ara verirken duyurmadık bari dönüşümüzü duyuralım. Yine buralarda olacağız dostlar.

Not: İçerikte bir değişikliğe gidilebilir, böyle bir şey olursa duyuracağız yine tabii ki.

8 Eylül 2009 Salı

Nerede O Eski Championship Manager'lar Fan Clup

"Remember, Remember the Fifth of November" diye açılış yapası geliyor insanın.
Hatırlayın ey güruh...Futbol Bağımlıları Hatırlayın...

...yazılar hızla geçerken birden bire yanıp yanıp sönen yazılarla gol attığını anlayan nesil.
...ve birden bunun ofsayft olduğunu anlayınca dumur olanlar hani...
...hemen değişiklik yapmak için bench'e yönelen, ve kutsal kurtarıcısı Maxim Tsigalko'yu oyuna sürenler.

...Julius Aghahowa'yla dünya asist krallığı, Maxim Tsigalko'yla Metin Oktay'ı tarihe gömen dünya gol krallığı rekorları kıranlar.

Evet sizlere sesleniyorum.

...koca koca ekranlarda bedava oyuncu alıp 8 milyon dolara satarak göz yaşlarına boğulduğunuz günleri ne çabuk unuttunuz?

...izleyemediğiniz maçları kafanızda hayal edip "lan havada iki kez dönmeli röveşata attırdım ben" diyebildiğiniz günleri ne çabuk çıkardınız maziden?

- Championship Manager markası endüstriyel futbola yenildi. Hem de 2'ye bölündü bu zaman zarfında.

Artık yeni nesil o eski Championship Manager'ların ne anlama geldiğini hiçbir zaman göremeyecek. izleyemediği maçı hayal etmenin tadına varamayacak.

-Hadi siz de uzatın elinizi ve kulübümüze destek verin...
-Bizler o günlerin şahitleri olarak bu hikayeleri dilden dile aktaralım.

Gün gelir o toprağa düşer, toprak çiçek olur, çiçek açar ve bir arı konar;
İşte o arı biz oluruz... :)))

DURUMUN HİKAYESİ

Championship serisi 03'ün sonunda ayrılığa gitmiş ve "Championship Manager" ve "Football Manager" olarak ikiye ayrılmıştır.

Oyunun yapımcısı Sports İnteractive " Football Manager " adıyla yeni yapılanmayı Sega'ya geçirir.
oyunun ilk para babası Eidos İnteractive'de "Championship Manager" isim hakkıyla üretime devam eder.

Bizler, yani en azından bendeniz oyunun yapımcısını takip edenlerdeniz. Ayrılma sonrası oynadığım ilk Championship Manager berbattı. Hazırlık maçında 42-0 yenilmiştim. Hata doluydu. Böyle olunca asıl oyun kurtlarının çıkardığı versiyonun football manager olduğunu farkettik.

Yıllar geçti bölünmenin üzerinden. football manager açıkara ilerletti simülatif menejerlik olayını. İzlenebilir motorlar ekledi oyuna. Eidos sırtını doğrultamadı bidaha. Çıkardığı oyunlar satmadı. Hatta bu sene bedava satacaklarmış duyduk. İçler acısı durumdaymış efsane marka.

Ama beyler, sizler ayrıldınız, bizim için de o eski keyif kalmadı artık. Büyük büyük yazılarla küçük gözlerimizle izlediğimiz ekranda hızla geçen yazılar ve gol olunca yanıp sönen ekran, onun verdiği boğazlara dolan heyecan gelmedi geri. Çıkmadı bir daha
Serhat Ulueren'li, Ahmet Çakar'lı, Şansal Büyüka'lı, Erman Toroğlu'lu türkçe yama paketleri. Serhat Ulueren'li, Ahmet Çakar'lı, Şansal Büyüka'lı, Erman Toroğlu'lu türkçe yama

Sizin aranızda
Championship Manager vs Footbal Manager gibi bir savaş oldu, ama kaybeden bizler olduk.

-
Nerede o eski Championship Managerlar Fan Klup kuruyorum.
- Gelenler bu başlığa girip bir cümle yorum yazsın.
- Sonra hep birlikte Eyüp Camii'ne gidip su döküneceğiz, 2 rekat namaz kılıp anısına el fatiha okuyacağız eski oyunun.


Sağlıcakla...

Çağlar Kulaksız

Biraz Nostalji - Pierluigi Casiraghi

Günün futbolundan elzem tatlar çıkarırken geçmişe dair unuttuğumuz çok fazla şey olduğunu farkediyoruz bazen. Öyle ki ülke ekolleri sandığımız kadar kolay oluşmadı. Ekol futbolcular ülke ekollerini yarattılar.

Burada da yine bir ekolden bahsediyoruz. İtalyan forvet ekolünün en güzel örneğinden. Sıradışı bir forvetten.

Dünya futbol tarihinin en acı kaybıdır kendisi. Ha kayıptır deyince öldüğü falan yoktur yanlış anlaşılmasın.

Bilinen en büyük italyan futbolcular olan
Fabrizio Ravanelli, Alessandro Del Piero, Paolo Rossi, Paolo Maldini, Gianfranco Zola, Marco Simone gibi isimlerin hepsini istese cebinden çıkaracak kumaşa sahip eşsiz bir forvetten bahsediyoruz.

Evet, belki Francesco Totti ile bir ayarda bi adamdı. Monza, Juventus, Lazio ve Chelsea'de oynadı.
Altyapı da dahil olmak üzere sadece 13 sene forma giyebildi... 85'te başlayan futbol hayatı 98'de sona erdi.
69 doğumluydu ve aktif futbolu bırakmak zorunda olduğu farkedildiğinde 29 yaşındaydı henüz.

ve o 13 senede italya ligi ağırlıklı bir kariyerde 310 maçta 86 gol gibi bir verisi vardı.

Adına layık kasırga gibi bir adamdı tabiri caizse. gol attığında topu bir ayağında bir de kalede görebiliyordunuz. lakin ne olduysa chelsea'ye transfer olduğunda oldu.
sert ingiliz futbolu onu da aldı aramızdan.

8. kez formasını giydiği Chelsea'de sakatlandı maç esnasında.
Belli ki sanılandan kötüydü durum. Bağları feci biçimde kopmuştu.
Düzelemedi. Futbola geri döndü ama 2 maç daha oynayıp bıraktı.

An itibariyle İtalya ümit milli takımı teknik direktörüdür.
Bizlere izleteceği çok şey vardı. Ama kısmet değilmiş.

Not: Hava topu ustasıdır - boş kaleye atamama hastalığı vardır, illaki önünde kaleci olmalı. Birde kaleciyi geçme hastalığı vardır, çok iş açmıştır başına ama leblebi gibi gol atıyormuş o kesin.

5 Eylül 2009 Cumartesi

Rize Şehir Stadı

Bakmayın şehir stadı yazdığıma, stad ismi konusunda bir belirsizlik var ortada. Kimisi stad isim haklarını Turkcell'in alacağını söylüyor, kimisi eski stadın ismi olan Atatürk Stadyumu isminin verileceğini söylüyor. Neyse konumuz bu değil tabii ki.

Çaykur Rizespor 1 yılı aşkın süren çalışmalar sonucunda Fenerbahçe maçı ile yeni stadına kavuştu bildiğiniz üzere, hatta Boluspor ile ilk lig maçınıda oynadı. Stad 15.781 kapasiteli(küsüratına kadar öğrenmemi sağlayan arkadaşıma teşekkürlerimi sunarım). Az gelebilir tabii ki bu kapasite ama değil. Büyük ama işlevi olmayan nice stad biliyoruz, böyle ufak ama ambiyansı, akustiği iyi olan stadlar lazım bize. Bize dedim evet bize, ülkemize. Neden peki? Çünkü biz artık büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmayı istiyoruz. Bunun için olmazsa olan ne peki? Tabii ki stad yeterliliği.

Kayseri harika bir stad yaptı, biraz zeminide düzeltirlerse daha bir harika olacak. Onlardan sonra Rize'nin de böyle güzel bir stad projesine girip, bitirmesi takdire şayan. Artık diğer kulüplerimizinde bunu örnek alması gerekiyor. Sadece kendileri için değil, ülke için. Yanılmıyorsam Şanlıurfa'da da yeni bir stad var, detayını pek bilmiyorum. Bilen arkadaşlar bizide bilgilendirirse seviniriz. Sözün özü, eğer ki büyük bir organizasyon istiyorsak belirli yönlendirmeler hatta gerekirse maddi destekler sunularak Anadolu da yeni güzel ve işlevsel stadların yapılması teşvik edilmelidir. Burada görev artık TFF'ye mi düşer GSGM'ye mi düşer biz bilemeyiz ama kime düşerse artık biraz aktif olmanın zamanıdır.

Unutmadan, stad futbol için önemli bir etkendir. Yeni stadlar sayesinde futbol seyir zevkimizde artacaktır. İngiltere buna en ideal örnektir.
Related Posts with Thumbnails