16 Ağustos 2011 Salı

Eski Koltuklar


Ersin Karabulut'un "Eski Koltuklar" adlı kısa öyküsünden Tanju Berk tarafından beyaz perdeye aktarılmış olan bir kısa film. Etkileyici bir distopya, izlenmeyi ve okunmayı fazlasıyla hakediyor.





12 Temmuz 2011 Salı

Bana Bu Sevda "Benliğimden" Miras!


Babam futboldan pek anlamaz, sevmez de, takip etmez de. Sadece milli maçlara göz ucuyla bakar, o da anladığından değil tamamıyle milli duygulardan dolayı. Dolayısıyla benim çocukluk sürecimde ve sonrasında gelişen futbol sevgimde katkısı "sıfır".


Annem babama göre futboldan daha fazla anlar, izlemese de takip eder, hemen hemen her maçtan sonra beni arar. Ama o da demin bahsettiğim süreçte bana katkıda bulunmadı hiç. Aksine zaman zaman benim "iyiliğim" için futboldan, Fenerbahçe'den uzaklaşmamı bile istedi.


Öss'yi kazandığım gün annem itirafta bulunmuştu, sen sinirlenme, üzülme, yıpratma kendini diye her Fenerbahçe maçında dua ediyordum diye. 6-7 yaşındayken "Rüştü bu gol yenir mi ya" diyordum ben rüyamda. Bunlar sadece bir kaç örnek, neler yaşadık da biz terk etmedik sevdamızı. Sizler gibi üç beş çapulcunun lafıyla hiç bırakmayız!


Niye bunları söyledim, aylar sonra önünden bile geçmediğim bloguma niye böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum?


Çünkü benim çocukluktan beri süregelen, tek, benzersiz, beni terk etmeyen sevdam yaralı. Onu art niyetli insanlar karalamaya çalışıyor, hatta yıkmaya çalışıyor. Yapamazlar orası ayrı da, kara leke kalacak diyorlar, ömrünüz boyunca bunlar hatırlanacak diyorlar.


Bana bu sevda babamdan miras demeyi çok isterdim, diyemem. Ama bana bu sevda "benliğimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "kalbimden" miras diyebilirim. Bana bu sevda "en büyük" miras diyebilirim. Ve ben o, bu olaylar kara leke olarak kalacak diyenlere inat, çocuğum rahatlıkla benim saydıklarıma ek olarak bu sevda bana "babamdan miras" diyebilsin diye daha bir inatla yaşacağım artık bu sevdayı!

14 Şubat 2011 Pazartesi

13 Şubat 2011 Pazar

Bank Asya 1. Lig / 20. Hafta


- Çok ihmal ettik blogu ama artık yine buralardayız.

Tepeden başlayacak olursak;

- Orduspor; İkinci yarıya iki peş peşe iki galibiyetle başladılar, liderlik geldi ama bu iki galibiyetin ardından gelen bir beraberlik bir mağlubiyet tehlike çanlarının çalmasına sebep. Samsun yarın yenerse artık lider değiller, bence bu hafta olmasa bile haftaya oradan inecekler.

- Gaziantep BB; Son 5 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik. Şu an Samsun ve Bolu'dan bir maç fazlasıyla ikinci sıradalar. Ama onlar zaten burayı hakediyorlardı.

- Tavşanlı Linyit; En son Kasım ayının 7'sinde yenildiler desem şaşırır mısınız? Evet öyle, o tarihte Denizlispor'a yenildiler en son. O günden sonra ise 6 galibiyet, 4 beraberlik aldılar. Israrla bu yarışta biz de varız diyorlar. Üstelik bu hafta da son haftaların en formda ekibi Bolu'yu yendiler. Takdir hakediyorlar.

- Samsunspor; Bu sezon başından beri Bank Asya'nın en iyi futbolunu oynayan ekip, hem de her açıdan. Ama son haftalarda bir düşüş var, devre arasında forvet stratejilerinde çok büyük hata yaptılar ceremesini gol yollarında düştükleri sıkıntıyla çekiyorlar. İlk 6'da garanti yerleri var, ilk 2'nin de en büyük adaylarından. Ayrıca yarın Kartal'ı yenip lider olacaklardır.

- Denizlispor; Yine kayıp yine kayıp. Geçen hafta aldıkları Rize galibiyet tamamen şanstı, Rize'nin 10 kişi kalması ve penaltı olmasa sabaha kadar gol atamazlardı. Adem Sarı biraz hareket getirmiş takıma ama ruhu ölmüş.

- Boluspor; 4 maçlık galibiyet serisiyle ve bir maç eksikleriyle bir anda tepeye kadar gelmişlerdi, son haftaların en formda takımıydılar ama Tavşanlı Linyit bu hafta dur dedi Bolu'ya. Yine de Levent Eriş iyi gelmiş Bolu'ya ilk 6 kesin gözüküyor onlar için.

- Ç.Rizespor; Her sene olduğu gibi ilk devre lider ya da üst sıralarda, ikinci  devre ise yokları oynuyorlar. Ümit Kayıhan'la olacak iş değil, taraftar bu konuda haklı. Ha bu lafımızı yeme olasılığımız yok mu? Evet var, Kayıhan'la çıkabilirler Süper Lig'e ama orada barınamazlar. Ayrıca son 6 maç 1 galibiyet, 1 beraberlik. Bu kadroyla bunu başarmak zor iş, bravo Kayıhan.

- Mersin İY; 2 beraberliğin ardından 2 galibiyetle bir anda kendilerini ilk 6 potasında buldular, iyiler de ama ben pek şans vermiyorum onlara ilk 6 için. Söylemeden geçmeyeceğim, Adem Büyük'ü çok beğeniyorum, Manisa'da da iş yapar.

- Erciyes; Tam 10 maçtır yenemiyorlar, hala ilk 6 potasındalar ama bu gidiş iyi değil. Hala potada olmalarını sağlayan ise bu 10 maçlık periyodun 7'si beraberlik, bu. İlk 6 şansları bence yok.

- Karşıyaka; İlk 6 iddiası için bu akşam oynayacakları Altay maçı anahtar, aldıkları 2 galibiyetle bir anda üst sıralara çıktılar sürdürmek istiyorlar mı göreceğiz. Son dakika golleri sürecek mi, asıl merak ettiğim nokta bu. Bence onların da ilk 6 şansları yok.

İlk 6 tahminim:

- Orduspor
- Ç.Rizespor
- Boluspor
- Gaziantep BB
- Denizlispor
- Samsunspor

- Sıralamayı karışık verdim, ilk 2 tahminimi de bir kaç haftaya kadar yapacağım.
- Sevindirici olan bu sene Karadeniz'den kesin bir takım çıkacak.
- Söylemeden geçmeyelim, bu Bank Asya 1.Lig her türlü Spor Toto Süper Lig'i cebinden çıkartır.

12 Eylül 2010 Pazar

12 Dev Yürek!


Ne yorum yapacak derman ne de iki çift laf edecek halimiz kaldı. Böylesi bir zafer çok büyük bir zafer, bizlerin çok nadir görebileceği bir zafer. Heyecandan kaç kere tuvalete gittiğimi hatırlamıyorum bile, son saniye basketinde ise nasıl sıçradıysam vücudumda kramp girmeyen yer kalmadı.

Müthiştiniz, siz zaten şampiyon oldunuz. Teşekkürler 12 DEV YÜREK!

5 Eylül 2010 Pazar

Yenilendik, Yeniden Geldik

Malumunuz uzun süredir blogda herhangi bir paylaşımda bulunmuyorduk, bunun çeşitli sebepleri vardı, biraz da yeni bir heyecan gerekiyordu açıkcası. Ne yapabiliriz dedik bu yeni heyecan için, öncelikle blogun tasarımını değiştirelim dedik. Diğer tasarımımız fazlaca karışıktı, daha basit daha az gözü yoran bu tasarıma geçtik. Ama beni en çok mest eden değişikliğimiz sevdiğim dostum Ercan'ın hazırladığı yeni bannerımız ve logomuz oldu. 


Değişiklikler şimdilik bunlardan ibaret ama kafamda yapılacak iki üç güzel iş daha var, tabii bunlar için de biraz zaman gerekiyor. Şimdilik ufak-tefek eksiklerimiz de olsa bu halimizle tekrar yayındayız.

6 Ağustos 2010 Cuma

Ellerin Titremesin Hocam!


Young Boys maçında titreyen ellerini gördük hocam, belki sinirden, belki heyecandan, belki biz Fenerbahçe'liler gibi stresten ve üzüntüden. Ama ne olursa olsun ellerin titremesin hocam! Elbet o eller yumruk olup zafere de kalkacaktır!
Related Posts with Thumbnails